Evliler okuyun….. Bekarlar ders alın.

  • Ayfer Iğdebeli    Grup yöneticisi
    Evliler okuyun….. Bekarlar ders alın…..

    Can Dündar yine üstatlığını konuşturmuş.Evlilik, inanmadığım halde içerisinde 17 seneyi bitirdiğ…im bir kurum benim için.. 17 senede (abartmıyorum) 40 çift arkadaşımın son verdiği kurum ayni zamanda da… 
    Evliliğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belki de kuruma inanmamaktan geçiyor. Evliliği toplumun dayattığı şekilde yaşamamaktan… Nedir bu dayatmalar? Erkeğin muhakkak kadından yasça büyük olması, eğitim seviyesinin erkeğin lehine ya da en azından eşit olması bunların sadece ikisi… 
    Olmaz, yürümez diyor toplum… Erkek yasça büyük olmalı ki, kadına ‘höt’ dediğinde oturmalı kadın… Ya da yumuşatıyorlar. Efendim kadın erkekten önce çöktüğü için (hani doğum falan) küçük olmalıymış yaşı… 
    Eğitimde de böyle.. Kadının çok okumuşu bilmişi olur muymuş, evde kalmakmış layıkı…. 
    Esim benden 2 yas büyük; ne ‘höt’ dememe gerek kaldı 17 senede, ne de benden önce çöktü… Yıllar içinde ben yaşlandıkça o gençleşti.’ Ooo Can bey kapmışınız çıtırı ‘ esprilerine muhatap dahi oldum. Eşim üç üniversite bitirdi; ben bir taneyi 9 senede bitirdim..Ne o bana bilmişlik tasladı, ne ben ona ezik baktım… 
    “Kulağa gelen müzik tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır” der Halil Çibran… 
    Bunu unutmadık biz. Ben konuşurken o dinledi,ben dinlerken o konuştu 17 sene. O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o ” haklısın bir tanem…” dedik, Öfke bitip fırtına durulduğunda ” ama bi de böyle düşün ” de dedik fikrimizi savunurken. Farklı insanlar olarak görmedik birbirimizi, aynı amaç için savaşan neferlerdik bu hayatta…Asla bilmedik ne kadar para kazandığımızı, ortak cüzdanımızdan gerektiği kadar aldık..Ne kadar çalarsa çalsın masanın üstünde telefon , kim bu saatte arayan karsı cins diye sorgulamadık da ama… Sevginin en büyük dostuydu bizim için ‘güven’ ve güvenin ardına saklanmış bir ‘saygı’ vardı daima… Ne kavgalar, ne badireler atlattık 17 senede… Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman yasayacaktık… Bir gün öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamın dışında yattım bir gece, misafir odasında… Gece yarısı kapı açıldı, eşim; ‘Ne yapıyorsun burada?’ diye sordu. Kapının eşiğinden, ‘uyuyorum’ dedim buz gibi bir sesle… Gitti, gelmesi 1 dakikasını almıştı, elinde yastıkla… ‘kay yana’ dedi daracık yatakta. ‘ne yapıyorsun?’ dediğimde ‘benim yerim senin yanın, sen gelmezsen ben gelirim’ dedi… 
    Anladım ki o gece, en uzun kavgamız yatma saatine kadar sürecek… Ve bence doğrusu da bu… Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamız hariç… Kırsak da zaman zaman kalplerimizi, 
    asla kin tutmadık birbirimize… 
    Toplum kurallarıyla oynasaydık bu oyunu belki de 41 inci çift olacaktık o listede… Ama oyunun kurallarını biz koyduk… Ne de olsa bizim oyunumuz du oynanan… Evlilik; hesapsız içine alınması gereken bir oyun bence… Topluma 
    kulaklarını tıkayarak hem de… Ne benim, ne de bizim sözlerimizle… Sadece gönlünüzden geçtiğince… 
    Dediği gibi Ataol Behramoğlu’ nun ; ‘ Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına. Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır. Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana… 

    CAN DÜNDAR 
    Hayat kısa gelen bir battaniye gibidir. Yukarı çekersin ayak parmakların isyan eder. Aşağı çekersin omuzların titrer. Ama yine de, neşeli insanlar dizlerini karınlarına çeker, rahat bir uyku uyumayı başarır…….Alıntı… 

  • Yusuf Eryigit
    Yusuf Eryigit
    Re: Evliler okuyun….. Bekarlar ders alın…..

    Íslamda sex olayi dogru dürüst tartisilmadigi icin insanlar olanlari rezalet ve ac gözlülük,hatta sapiklik veya terbiyesizlik olarak görüyor. 
    Bir tarafta yasanan ve önüne gecilemeyen bir gercek var,diger tarafta ise bunu sapiklik olarak algilayan toplumsal yapi. 
    Kutsal kitaplar ise olanlari kanitlariyla birlikte ortaya sürmesine ragmen konu bir türlü algilanamadi. 
    Bu algi kisirligi dolayisiyla o kutsal olanlara saldiri baslatiliyor. 
    Hicbirsey yokken sadece bir isik huzmesi vardi ve bu isik kendi kendine parlayip duruyordu. 
    Ne kadar bir zamandir varoldugunu isik bile bilmiyordu fakat o hep vardi. 
    Zamanla evrimini yasayan isik kendi icinde büyüyerek evren boyutuna ulasti fakat sekil olarak zebbe benzedi,yani erkegin cinsel organina. 
    Biz buna büyük harfle (S) diyelim. 
    S,e dönüsen isik hem büyüdü hemde icinde sperma üretti,bu üretilen spermanin nasil olustugunu S,in kendisi bile anlayamadi. 
    Daha sonra bu S,in dis kismi bedensel bir görünüm arzederken,ic kismi büyük bir bosluk yaratti. 
    S,ise sperma üretmeye devam etti.Bir zaman sonra bu spermayi olusan kanallarda daha fazla tutamayan S,kendi icinde patlama yapti ve varolan sperma kendi icinde dagildi,bir anlamda evrensel boyuta sacildi.Bu spermanin icinde trilyonlarca canli hücre vardi ve bu dagilmayla her hücre bir olusuma girdi.Su anda etrafimizda gördügümüz her canli mekanizma o spermadan cikti. 
    Bu spermler cesitli sekiller alirken,S,sekline dönüsenlerde oldu,bu S,lerde kendi iclerinde sperm yaratmaya basladi.Daha sonra anlasildiki bu S,ler birer üretim araci,yani nesiller bundan üreme yapiyor.Bu S,ler tek tarafli üretime gidemedi ve bunlarin icinde olusan spermalari tasiyacak karsi bir cinsin olusumuna gidildi,aslinda daha önce sacilan spermalardan bu karsi cinslerde olusmustu fakat evrimlesip gelisme hizlari hicbir zaman S,seviyesine ulasamadi. 
    Yani S,ler hem daha cabuk gelisti,hemde asil enerjiyi icinde tasidi. 
    Zamanla S,lerde olusan yeni spermalar birlesim aninda karsi cinse gecti ve bu kez orada bir olusum yasandi.Dolayisiyla S,spermayi üreten,karsi cins ise tasiyan oldu.Bu ikilinin birlesiminden yeni bir üretim olustu. 
    Zamanla büyüyen asil S,kendi halinde yasami götüremez oldu, cünkü o cok güclü sperma üretiyor ve yeni patlamalara neden oluyordu. 
    Bundan dolayi kendini parcalara ayirip minyatürlere böldü,yani dünyaya gelen her erkegin önüne montajlandi. 
    Ínsanlar en son yokolus dönemine girdiginde ise bunlar o büyük ana merkeze geriye dönüyor. 
    Ana merkezde bulunan S,kendini insanlara montajladiginda istemeyerekte olsa ayrisima gitti. 
    Her olusan bedene ayni S,i montajlayamadi,montajlandiginda ise bedenler kendi iclerinde yandi. 
    Cünkü her bedensel yapi ayni etkideki S,leri tasiyamadi. 
    Zayif bedenlere daha az enerji saglanirken,kaldirabilecek bedenlere azami derecede yükleme yapildi. 
    Bu S,ler karsi cinsten birisiyle uzun süreli birlikteligi kaldiramadi,cünkü her gelisen S,e arkadan arti bir yükleme yapildi. 
    Dolayisiyla bunlar bir taraftan ac gözlü gibi davranirlarken,diger taraftan bedenin kontrolundan ciktilar. 
    Sürekli yeni partnerler arar oldular. Dünyanin en güzel karsi cinsinden bile bir dönem sonra yorulur hale gelip,kendilerine hep yenilerini aradilar.Kimileride tanistigi birisiyle bir ömrü gecirebildi cünkü bunlarda olani düsük voltajda enerji kullaniyordu. 
    Ínsanoglu iste burada cikmaza girdi,bir tarafta toplum icerisinde onun kurallarina uygun yasamak var,diger tarafta ise sonuna kadar bastiran bir S, 
    Yani beden icinde olusan bir benlik varken,birde bu benligi zorlayan S. 
    Kisi bunun ikisi arasina sikisip kaldi. 
    Cünkü S,kafaya koydugunda ne toplumsal gelenekleri,nede kisinin itibarini,nede aile hayatini dinliyor. 
    Cünkü bedenle birlikte ileri zamana ulasan bu saydiklarim olmayip,sadece S,in kendisidir. 
    Hicbir S,kendini ciddi anlamda onun istedigi sekilde kullanmayan bedeni beklemiyor ve bedenleri cabucak harcayip yeni bir olusuma gidebiliyor. 
    Yani aile hayati,itibar,ahlakli olmak falan gecici faktörler olup sadece bir ömürlüktür. 
    S,ve beden ise sonsuz kalici olani. 
    Burada S, bedeni yöneten benlige diyorki,sen gel beni en iyi sekilde kullan,cünkü senin benden baska dostun yok. 
    Cünkü seni cennete bile götürecek olan benim. 
    Bensiz sen hicbirseysin. 
    Burada karisik gibi görülen birseyi iyice anlasilir hale getirmek gerek. 
    S,ler beden icinde kendi bagimsizligi olan bir organdir ve hicbirsey onu kontrol altina alamaz. 
    Cünkü bedeni hem yöneten hemde tüm organlara enerji saglayan santral görevi yapar. 
    Santralda enerji üretimi durdugunda,diger tüm organlar ölür. 
    Bütün bunlardan dolayi evrende olusmus S,ler vardir ve bunlar sürekli beslenmek isterler.
    Bunlar beslendikce büyür ve daha büyük sistemler olustururlar. 
    Yani evrende is yapan ve sistemler olusturan beyinler degildir,Tam tersi beyine bile enerji saglayan S,lerdir. 
    Her insan dünya yasamina adim atarken semasini bu S,lere göre ayarlar,aksi halde S,ler basi bozuk hareket ederler. 
    Yani güclü bir S,sistemine sahip olan bedene onun hareket edebilecegi bir sekilde sema hazirlayacaksin,aksi halde cizim disina cikarak hakki olmayan birseye tecavüze yelteniyor.
    ………… olayini tam olarak bilmesekte yüzeysel olarak durum bunu gösteriyor. 
    Bu bircok insanin günübirlik karsilastigi hadiselerdendir. 
    Yani kisinin uzun süre birlikte oldugu partnerinden yorulan S,yeni olanaklar pesinde kosuyor. 
    Eger isim olarak ………. gibi taninmis biri olursan ayvayi yiyorsun. 
    Toplum kisiyi sapik bile ilan edebiliyor. 
    Cennet olayini altinda yatan nedende bu iste. 
    Kutsal kitap cennetten bahsederek,orada bakire kizlarin bekledigini anlatip insanlari oraya ulasma konusunda motive ediyor. 
    Bundan dolayi oraya ulasmak isteyenler kelle koltukta her yola girebiliyor. 
    Yani cennete gitmek isteyen ne kadar kadinli erkekli insan varsa,hepside asil cinsellige ulasmak istiyorlar.Cünkü dünya aleminde istedikleri gibi cinselliklerini yasamis degiller. 
    Bu insanlar her ne kadar Allah,kitap,peygamberi vesile kilsalarda bu ise,asil amac odur,yani S,lere daha iyi imkanlar taninabilecek alanlar yaratmak. 
    Ne yazikki biz insanlar bu isteklerin yerine gelebilmesi icin savasa tutusmus vaziyetteyiz. 
    Acayip bir celiski,bakin adam S,ine daha iyi imkan saglayabilmek icin benim kellemi bile alabiliyor. 
    Bakiniz icki yasaklaniyor,durmadan camiler yapiliyor,kuran kurslari aciliyor,kafirler hizaya getirilmeye calisiliyor falan. 
    Íyi ama niye böyle oluyor? 
    Cünkü bunun uygulayicilari cennete gitmek istiyorda ondan. 
    Peki cennete neden gitmek istiyorlar? 
    S,lerini tatmin edecekler. 
    Aksi taktirde adam cennete niye gitmek istesin. 
    Bir anlamda adam bizi S,ine kurban etmek istiyor. 
    Dindar kesimde bu aktif S,ler alabildigine yogundur,kiliselerde bile böyledir. 
    Yani dinadamlarinin aktifligi siradan insanlara benzemez ve onlarda kontrol mekanizmasi cok zor isler. 
    Nitekim ………. bu kontrolu kaybetmis görünüyor. 
    Ben …………yerinde olsam S,imi secerim ve ona yatirim yaparim. 
    Yani maddiyatin yerindeyse birak su kariyer olayini,kariyer insani aldatmaya yönelik ne idügü belirsiz bir istemdir. 
    Bunu isteyen sadece kisinin icinde olan ben duygusudur. 
    Kariyer ve toplumda iz birakma olayi dissaldir ve gecicidir,S,ise sen nereye gidersen oradadir. 
    Bu demek degilki her önüne gelene saldirmaya kalk,tam tersi onu adabina uygun sema icerisine sok. 
    Yani al bir kafadengi hanimi gittigi yere kadar götür. 
    Dünyada savaslara imza atanlarda bu S,lerdendir,bundan dolayi isgal ettikleri ülkede ise ilk olarak tecavüzlerle baslarlar. 
    Eger Amerikalilar Vietnam ve Irakta basariya ulasmis olsalardi,coluk cocuk demeden herkesi dizeceklerdi. 
    Demekki vietnamin S,i de öyle siradn biri degildi,Irakinkide. 
    Cünkü bunlar direnip düsmanlarini yenilgiye ugrattilar. 
    Buradan sonrasi cok daha detayli ve oralara girmek istemiyorum. 
    Örnegin savastan dönen bir askerin aninda psikolojisinin degismesi falan. 
    Son olarak sunu söyleyebilirim,dünyada hicbir insan S,ini kontrol edemez,bu ayakkabi benim diyen erkege büyük gelir. 
    Siddetin resmi bile S,ten türemedir, 
    Top mermileri,tabanca kursunlari,roketler,uzay gemileri falan. 
    Bunlara tesadüf olan seyler degildir ve hepside birer hatirlatmadir. 
    —————————————- 
    Erkek bedenlerin üretici,disi bedenlerinse tasiyici oldugunu biliyoruz. 
    Burada erkek üretim yaparak hem kendisini hemde disi bedenleri zaman ötesine tasir. 
    Bir kadin bin yillar sonrada olsa birlikte oldugu erkekle yeniden bulusup ayni olayi yasayabilir. 
    Bu kez o birlesmeden hamile kalir ve dogum olayini gerceklestirir. 
    Fakat o anda erkege ait olan özün nerede oldugu bilinmez,ayrica bilinmeside gerekmiyor.
    Cünkü birkez filme girdiler ve filmdeki halleriyle kalici oldular. 
    Dogumu gerceklestiren kadin hicbirseyden habersiz dogurdugunu büyütür ve en son asamasinda onu kendi bedenine kodlar. 
    Bu kodlama isi kadinin hem büyümesini saglar,hemde ömrünü uzatir. 
    Cogu kadin bircok erkekle birlikte olurken bu islemi gerceklestirmektedirler,yani kendilerine can toplamaktadirlar. 
    Eger erkek kadinla anlasmis ise,kadin burada erkegede dogum yapar,hatta erkegin kendisini bile dogurur. 
    Bir taraftan bu islem devam ederken,diger taraftan erkekte kendi kadin tarafini cikarir. 
    Yaradilistan kadin olan birisi ise erkek tarafini. 
    Cünkü bu uzun yolculukta kimse kimseye güvenemiyor ve kendini saglama almak istiyor. 
    Bir anlamda ise yokolmak istemiyor. 
    Her yaratilan canli birkez yasami tattiginda yokolmamak icin elindeki imkanlari sonuna kadar kullanabiliyor. 
    Hirsizliksa hirsizlik,soygunsa soygun ne varsa yapabiliyor. 
    Etrafimizda hergün gördügümüz olaylarin altinda bu nedenler yatar hep. 
    Nitekim kitapta birden fazla esle evlenme olayi bu olani anlatmaya yöneliktir. 
    Yaratici yarattiginin nasil bir isleve sahip oldugunu biliyor ve ona hatirlatmalarda bulunuyor. 
    Bu arada asil islevinden sapip arti kutuplara kaymalar oluyor,cok evlilige tesvik olayinin altinda bu nedende yatiyor. 
    Yani erkek bedenleri kendi ait olduklari arenaya geriye dönüyor. 
    Burada kadin bedenleri islevsiz hale geliyor. 
    Belki günü birlik kendilerini tatmin edebiliyorlar fakat üretimden yoksun bir sekilde. 
    Bu dönmeler cogaldikca dünyada spermada azalacak ve birgün gelecek üretim dünyayi cevirmeye yetmeyecek. 
    Dolayisiylada dünya bir yokolusa girecek. 
    Bu konuda mükemmel bir örnek olarak Ísvec,i verebiliriz. 
    Türkiye gibi bircok ülke bu sorunun girdabinda kivranirken,Ísvec basta olmak üzere diger kuzey ülkeleri bu sorunu toptan cözmeselerde diger ülkelerle kiyaslanamayacak bir asamaya ulastirmislar. 
    Diger ülkeler bin yil bile yasamlarini devam ettirseler yine bu asamaya ulasamazlar. 
    Ísvecin yaptigini yani bu sorunu cözüs olayini nasibi kesiklik yahutta sapiklik olarak degerlendirmek mümkün degil. 
    Hem dünyanin en güzel bedensel yapilarina sahipler,hemde zenginler. 
    Yani kadinlarida erkekleride cuval gibi degiller. 
    Siradan calisan bir kadin bile mankenlik yapar. 
    Sanat ve kültüre ise azami degeri verirler,tiyatro ve sinema salonlari hep doludur. 
    Egitim ise doruk noktasindadir,ve bunlar iste evrenin en üst boyutta seyreden sistemine sahip olanlar. 
    Birseyden adim gibi eminim,perde arkasindaki gücler Ísvec sisteminin gelisimini sürekli engelleyip diger ülkelerle uyumlu halde tutuyorlar. 
    Eger Ísvec bir galakside tek basina yasasaydi orada hersey olacakti. 
    Burada ise digerlerine uymak zorunda kaliyor. 
    Bundan dolayida bolca yeni buluslar yapamiyor,bunun nedeni ise dikkat cekmemektir bana göre. 
    Eger tek baslarina buluslar yaparak bu yolda devam etmeye kalkisirlarsa,kesinlikle kellesini koparmaya calisanlar olacaktir. 
    Peki Ísvecte yasanan ne? 
    Ísvecte kadin veya erkek olsun hersey kisinin insiyatifindedir. 
    12yaslardan itibaren herkes ayakta durmaya calisir ve aileler hicbir zaman onlarin cinsellik alanlarina giremezler. 
    O yaslarda baslayan cinsellik belli bir yasa kadar devam eder ve sonucta evlenenler evlenir. 
    Hic kimse kimseye kizmisin,yahutta bakiremisin diye sormaz. 
    Hatta cogu insan cocuk yapandan sonra ayrilir ve kendi hayatini yasar. 
    Kadin kendi yoluna,erkekte kendi yoluna gider. 
    Fakat cocuklarin bakimi sözkonusu oldugunda hersey ortaklasa yapilir. 
    Cinselligin kiskacinda kivranan tüm toplumlarin hayalindeki sistem bu iste. 
    Böylesi bir toplumda insanlar son derece hosgörülü ve yasalara bagli oluyor. 
    Kimse kimseye birsey dayatamiyor. 
    Kimse kimseden hesap soramiyor. 
    Kimse bir baskasinin özel yasamina müdahale edemiyor. 
    Hatta dedi kodu bile yapan yok. 
    Fakat göcmenler bu duruma uyum saglayamiyor ve onlar yine sürü hayati yasamaya devam ediyorlar. 
    Cok zorda kalan kadinlarin sigindigi evler var,buralari cogunlukla göcmen kadinlari dolduruyor. 
    Namus davasindan en fazla zarar gören yine göcmenler. 
    Hatta kizini bile öldürecek kadar ileri gidenler oluyor. 
    Ísveclinin bu konuda toleransi yok ve adamin kolunu büküyor. 
    Türkiyede ise sorunu cözmek bir yana,bir yerden baslamak bile mümkün degil. 
    Orada kadin bir kere ekonomik olarak erkege bagimli halde. 
    Kadin istesede bir yere gidemiyor.Eger erkekte kadindan yorgun düstüyse,yasam burada cehenneme dönüsüyor. 
    Ve cocuklarin gözü önünde hergün kavgalar. 
    Nitekim bu ortamda yetisen cocuklar daha acimasiz olup,yasamin en tehlikeli risklerini alabiliyorlar. 
    Su yasadigimiz kriz ileride cok zor ve cözülmesi imkansiz sorunlar yaratacaktir. 
    Íc savaslar cok daha cabuk cikabilecekken,toplumlar dahada agressiv olacaktir. 
    Yani oralarda ic barisi ayakta tutmanin zorlugu yasanacak. 
    Bu acidan bakinca Türkiyenin yönünün hicte ic acici tarafa yönelik oldugu söylenemez. 
    Ve birgün gelecek su anda sakin denizlerde engelsiz ilerleyen dindarlari tutmak mümkün olmayacak. 
    Ellerinde satirlarla sokaklara dökülecekler. 
    Bakiniz en ufak bir S,le basladik ve S,bizi buralara kadar getirdi. 
    Bu S,tir iste insan bedenlerini agressiv kilan. 
    Cünkü bunlar hep catisirlar ve catistikca büyürler. 
    Bu catismayi kontrol altinda tutmak ise zorun zoru. 
    ———————————————– 
    Simdi burada gelebiliriz Dündar olayina. 
    Dündar aklisira Baykala tas atiyor,da tas yerini bulmuyor,o ezbere konusuyor. 
    Íslam ülkelerinde evlilik yasasi gecerlidir,yani evlenip aile kuracaksin fakat kolay kolay bosanamayacaksin. 
    Bu yasayi kabul ediyorsan git bu ülkelerde yasa. 
    Aile fotografini henüz cikaramamis sahsiyetler gelip düsük voltajli bir enerjiyle buralarda yasar ve resmi alandan sonra geriye döner. 
    Ísvec gibi ülkelerde ise bosanma yasasina basilmistir,yani evlen,coluk cocuk sahibi ol ictedigin zaman ayril ve bir baskasiyla birlikte ol. 
    Bundan dolayi cogunluk ayriligi yasar. 
    Burada kisinin özgür iradesine uygun olani Ísvec modeli fakat bu model aile fotografi cikarmak isteyenlere uymuyor. 
    Bosanmalar tabiki oralardada yasaniyor fakat bunu kesinlikle isvecle kiyaslamak mümkün degil. 
    Bazi erkek bedenleri vardir bunlar ana merkeze bir frekansla baglidir ve bu bedenler korkunc derecede enerji cekerler. 
    Birde kendi yanina bir akü yahutta pil montajlanmis bedenler vardir. 
    Direk baglanti sürekli canli enerji cekerken,montaj kullananlar belli bir süreye hitap eder. 
    Adam diyorki ben esimden baska kimseye ne baktim nede bakarim. 
    Bu kisinin kendi bilecegi is tabi fakat belliki bu montajlamayla gelmis. 
    Yani bu kisi istesede bakamaz cünkü bunu zorlayacak enerji bedende bitik vaziyette. 
    Cünkü bunun kullandigi enerji belli bir süreye yetebiliyor,bittiginde dolum yapilmiyor. 
    Direk baglanti böyle degil,orada kalin kablolardan sürekli enerji pompalaniyor. 
    Bunun tek amaci var,erkek bedenini doruk noktasina cikarmak. 
    Cikinca ne olacak? 
    Ciktiginda amaca ulasilmis oluyor ve artik o beden can üretiyor. 
    Dokundugu yere milyon can birden atiyor. 
    Cani tükenmek üzere olanlar bunun arkasindan kosuyorki bir kere temas edebilsinler. 
    Ölümsüzlük öyle lafla olmuyor iste,böylesi bir bedene sahip olacaksin. 
    Evrende milyarlarca kadin bedeni varki bunlar bir hayli yaslandilar. 
    Bunlar sürekli cinsellik pesinde kosuyorki belki temas ettiklerinden birisi can veren bedene denk gelir. 
    Dolayisiyla bu kadin bedenlerini kontrol altina almak mümkün olmuyor cünkü bu bedenler cinsel iliskiye girdikce cinsellikleri katlanarak büyüme yapiyor. 
    Bundan dolayi bu bedenler aile ve kapali ortamlara kodlaniyorki,önleri kesilebilsin. 
    Hic kimse yanlis anlamasin ortada zevkten ziyade can pazari var. 
    Yokolmak istemeyen kadin bedenleri bu yolla ömürlerini uzatmaya calisiyorlar. 
    Fakat o can veren spermeya herkes denk gelemiyor. 
    Denk gelemedikce arayis devam ediyor,arayis devam ettikce cinsellik büyüme yapiyor. 
    Íste insanoglunun cikmazi burada yatiyor. 
    Böylesi erkek bedenlerini cikaran sistemler kendi disinda baskasina can vermeye yanasmiyorlar. 
    Her gittikleri yerde karsilastiklari kadinlarin hepside kendi sistemlerine ait bedenleden olusuyor. 
    Ísterse bu Türkiyeden kalkip Meksikaya gidip bir kadinla bulussun o Meksikali kadinda kendi sistemine ait. 
    Olay Dündarin bahsettigi kadariyla zevklenmenin ötesinde seyrediyor. 
    Eger dündar arkasina santrali baglayipta gelebilseydi böyle konusamayacakti,iki takma pille gelirsen tabiki bir ömür boyu elindeki somuna kanaat edersin. 
    Yani takma pille gelenler santrala bagli olanlari hicbir zaman anlayamazlar. 
    Cünkü onlar o yasamin uzagindalar. 
    Bazilari böylesi laflara hemen alinir ve derlerki,ben erkekligime laf ettirmem. 
    Bu bile takma oldugunu gösterir. 
    Bir erkek esiyle zaman zaman yeteri derecede birlikte olabilir bu demek degildirki o kisi can üreten bedene sahip. 
    Can üreten beden sürekli hareket halindedir ve onun hizina yetismek mümkün degil. 
    Bundan dolayi onu dizginlemenin zorlugunu ancak yasayan bilir. 
    Gerisi ezbere konusmak olur. 
    Bir garibani,bir fakiri,bir bicareyi bile bu ana santrala baglasaniz,adam kosmaktan yerlere yatacaktir. 
    Kosuyor fakat imkansizliga kodlanmis iste burada adamin bedeni yaniyor. 
    Daha sonra yanan bu bedenler ya cinayet isliyor,yada önlerine geleni girtlakliyorlar. 
    Bunlari sakin ortamda tutmak mümkün degil. 
    Hemen tehlikeye atiliyorlar,hemde sonunu düsünmeden. 
    Burada Can Dündara sunu diyebiliriz,siz halinize sükredin ve elinizdeki somunu yemeye devam edin fakat birakin baskalarida corbasini icsin. 

    Böylece türban olayinida cözmüs olduk. 

  • Yusuf Eryigit
    Yusuf Eryigit
    Re^2: Evliler okuyun….. Bekarlar ders alın…..

    Evrenle kontratim var ve nereye gidersem gideyim dört cocuk kontenjanina sahibim. 
    Hangi yasamda olursa olsun,kiminle evlenirsem evleneyim hep bu dört cocuk olacak. 
    Nereye gidersem takipteyim. 
    Bir hayatimda bunlarin öz anasindan ayrilip bir tazeye gittim,hemen ayaga kalktilar ve beni rezil kepaze ilan ettiler. 
    Kendilerine ihanet ettigimi,bir daha yüzümü görmeyeceklerini söylediler. 
    Tazeye dokunmamla birlikte kadin hemen hamile kaldi,gelecek olan erkek cocuguydu. 
    Büyük oglum hemen lüp diye kadinin rahmine atladi. 
    Cocuk dogdu sevip oksamaya basladik fakat bu beni kepaze ilan eden büyük oglanin kendisi. 
    Zaman gecti tazeyi durduramadik ve kafadan ikinci hamilelige yelken acti. 
    Bu kezde gelecek olan kizdi. 
    Bu kez büyük kizim atlama yapti,oysaki oda sahtekar demisti. 
    Bakin simdi bu söylenenlerin bir önemi yok cünkü burada oyun alanindayiz. 
    Gercekte ise ben onlara birer can daha kazandirmis oldum. 
    Bundan dolayi asil sahnede önümde saygiyla egildiler. 
    Burada taze Cocuklari gül gibi büyüttü ve analik görevini yerine getirdi. 
    Fakat taze benim asil esim degil,o yedekte tuttugum ve zor animda kacip siginacagim bir liman gibiydi. 
    Burada cocuklari elinden alip tazeyi harcayabilirim. 
    Cocuklarin kodlarindan kopyeleme yaparak tazeye can verebilirim. 
    Tazeyi sürekli yedekte tutarak birgün onuda sürüye dahil edebilirim. 
    Alternatifler cok ve bu tazenin oyunda gösterecegi performansada bagli. 
    Ya harcanir yada sürüye dahil olurPeki ben tazeye niye gittim? 
    Gittim cünkü bana asil olarak öz evlat diguran kadinimin bedenini korumaya aldim. 
    Ben onunla sürekli zaman ötesi yolculuktayim. 
    Oda bana hayirsiz deyip kepaze ilan etti. 
    Etsin, oda oyun alaninda. 
    Özde ise o benim yol arkadasim. 
    Birileride derki bende ömür boyu birine saplanip kaldim. 
    Íyide onun semasi ayri benimkisi ayri. 
    Onun amaci baska benimkisi baska. 
    O yolun neresinde,ben nereye kadar geldim. 
    Benim bedensel yapim farkli,onunkisi farkli. 
    O kariyerim deyip dünyaya yatirim yapar,bende kariyer olayini elimin tersiyle iterim. 
    O haysiyetli vede serefli bir babayi oynadigini sanir,bende görüntüye kepaze olarak yansirim. 
    Özde ise herkes ektigini bicer. 
    Bu ekilende bicilende kisiye en uygun olanidir diyebiliriz. 

  • Ayfer Iğdebeli    Grup yöneticisi
    Re^3: Evliler okuyun….. Bekarlar ders alın…..

    Yusuf Bey…siz kariyerin üst sınırlarını…bir önceki yaşamlarınızda yeterince deneyimlemiş olmalısınz… 

About these ads

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s